UNUTULMAYAN ANILAR

1979'da ilk genç milli takımda, İspanya'da Avrupa Gençler Şampiyonası elemelerinde herkesin yenilmez dediği ve birinci olan Fransa'yı yenmemize rağmen, İspanya'ya yenildiğimiz için averajla üçüncü olup finallere gidemeyişimiz.

1986, 1992 ve 1993'te oynadığım uluslararası turnuvalarda en iyi pasör seçilmem.

1993 yılında Bursa'da Bahar Kupası şampiyonu oluşumuz.
1988 yılında Sönmez Filament takımıyla şampiyonluk maçını kaybetmemiz.

1998 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi takımıyla kimsenin beklemediği üçüncülük derecesini almamız ve geçirdiğim bir ameliyat sonrası Arçelik takımını play-off maçlarında elememiz.

1997 yılında İtalya'da Dünya Şampiyonası eleme maçlarında İkinci olarak finallere kalışımız.

Bu sportif olayların dışında unutamadığım birkaç anım daha var.

1987 Akdeniz oyunları için Suriye'nin Lazkiye kentine gitmiştik. Takımlar çok modern bir apart tatil köyünde kalmaktaydı. Biz de takım olarak apart dairemize yerleştik. İki katlı büyük bir daire. Alt katta dört kişi, üst katta ise dörder kişinin kalabileceği iki oda. Alt katın ve üst katın ayrı banyoları. Her katta geniş iki balkon. Bu geniş dairenin alt katında Tamer, Fazıl, Ümit ve Hakan Kayhan kalmakta. Üst katta ise bir odada İsmet, Metin, Atilla, Pisi Bülent, diğer odada ise Paidar, Ahmet Gülüm, Dünya ve ben kalmaktayız. Genelde otel odalarında böyle kalınmadığından bizim için değişik ve eğlendirici bir durum. Herkes iç içe, kimin kiminle ne konuştuğu, ne yaptığı her şey ortada. Bu arada geceleri horlayanlar, uykusunda konuşanlar da ortada. İlk geceyi geçirdikten sonra aşağı katta horlamalar ve konuşmalar üzerine yapılan benim bulunmadığım bir sohbet esnasında Ahmet Gülüm benim geceleri çok konuştuğumu ve hatta kalkıp oda içinde, balkonlarda gezindiğimi anlatmış. (Ahmet Gülüm o zamanlar aklı muzipliğe çalışan, yerinde duramayan, yaramaz bir çocuk. Şimdikiyle alakası yok.)
Biz çok yakın arkadaşlar olsak da geceleri herkesin ne yaptığıyla ilgili pek bilgimiz yok. Ahmet Gülüm'ün anlattıklarına önceleri kimse inanmamış. Bana geldi ve aşağıda ortalığa böyle bir yem attığını söyledi. Derhal takımda bazı kişilere uyarılar yapıldı ve Kenan Bengü'nün gece uyurgezer yaşamı başladı. İlk iki gece sonunda işi yutan Pisi Bülent, Tamer, Fazıl, Ümit ve Hakan Kayhan oldu. Kız takımından bu şakayı duyan bazı oyuncuların, herkesin bulunduğu ortamlarda olayı doğrulamaları ve, "Siz bilmezsiniz onun karısının çektiklerini," gibi sözler etmeleri konunun gelişmesine destek oldu.
On yedi gün boyunca geceleri kalkıp yaptıklarımı burada anlatmam mümkün değil. Onlar ayrı bir kitap olur. Ancak Pisi Bülent'in kendince beni balkondan atlarken kurtarması, Ümit'in ise geceleri uyumadan beni beklemesi, gündüzleri uyuması ve antrenmanlarda benimle olağanüstü iyi ilişkiler içine girmesi, on yedi gün boyunca neler yaşadığımız konusunda size biraz fikir verebilir. Ayrıca Tamer'in ben aşağı indiğim bir sırada korkudan tuvalette mahsur kalması, diğerlerinin benim geceleri nasıl süratle yatakların arasından geçtiğime akıl erdiremeyip, denemeler yapmaları, en önemlisi on yedi gün boyunca geceleri kimsenin horlamaması ve konuşmaması aklımda kalan tatlı anılar.

Bir başka unutulmaz olayı ise, tarihini tam hatırlayamadığım, -1983 ya da 1984 yıllarında olabilir- Antalya'da A milli takım seçmeleri karma maçları sırasında yaşadık. Adapazarı, Bursa ve İstanbul karmaları arasında oynanan maçlar sonunda İstanbul karması birinci oldu. Kadro ertesi gün açıklanacaktı. O gece herkes, kimin seçileceği ile ilgili tahminler yapıyordu. Oda, Ahmet Gülüm'ün odası ve başrolde yine o.
Epey kalabalık bir grup olarak takım üzerine konuşuluyor. Semih Oktay, Ata Onar gibi büyükler yok. Ahmet bir ara dışarı çıktı. Yaklaşık on beş dakika sonra elinde bir kitapla döndü. Hiçbirimizin dikkat etmediği kitabı yavaşca başucuna bıraktı. Hararetle devam eden kadro tartışmaları sırasında odadaki her şeyi karıştırmaktan zevk alan Burhan, Ahmet'in getirdiği kitabı eline aldı. Ahmet'in, "Karıştırma, o Semih Ağabeyin kitabı," demesine kalmadan birden kitabın içinden bir liste çıktı. Listede milli takım kadrosu yazılı. Semih Ağabey takım kaptanı ve yılların oyuncusu. Seçilmiş olan kadroyu bilmesi normal bir durum. Yani liste muhtemelen gerçek. Ancak listeyi okuduğumuzda hiç kimsenin tahmin edemeyeceği bir kadroyla karşılaştık. Yüzde yüz olması gereken kişiler yoktu. Kadro'da Metin Görgün var. Tebriklerden sonra Metin'e siparişler veriliyor. Tam bu sırada telefon çalıyor. Telefonu açan Metin hiç konuşmadan dinliyor. Telefonda kendisini Adana Güney Sanayi takımından Mehmet Gündüz olarak tanıtan kişi, Metin'e Güney Sanayi takımı için transfer teklifi yapıyor, milli takıma seçildiğinden dolayı tebrik ediyor. Cevabını hemen vermesi gerekmediğini, listede adı olan başka bir Güney Sanayi takımı oyuncusu İnce Mehmet ile seyahatte konuşmalarını, dönüşte de kendisini Adana'ya beklediklerini söyleyerek telefonu kapatıyor.
Metin'e telefondaki kişinin kim olduğunu soruyoruz. Sudan bir cevapla geçiştiriyor. Konu değişiyor ve milli takım listesiyle ilgili tartışmalar devam ediyor. Derken bu telefon konuşması sırasında oda dışında olan Ahmet geliyor.
Devam eden tartışmalar sırasında İnce Mehmet kadroda olmayabilir, bu liste belki doğru değildir gibi bir fikir çıkıyor. Ancak Metin, İnce Mehmet'in kadroda olduğundan emin ve Ahmet Gülüm ile iddiaya giriyorlar. Telefondaki kişiden gelen onaylama da var. Metin kendinden emin.
Ahmet, Metin'in üstüne gidiyor, "Nasıl bu kadar emin olabilirsin, yoksa kadroyu biliyor musun?" diyor.
Metin, "Hayır." diyor.
Bunun üzerine Ahmet, deminki telefonun kimden geldiği konusunda Metin'i sıkıştırmaya başlıyor.
Metin lafı ağzında gevelemeye başlıyor. Odada bulunan ve oyunun farkında olmayanların şaşkın bakışları altında Ahmet, telefonda konuşulanları bir bir Metin'e aktarıyor. Metin şaşkın. Kafasında olayı çözemiyor. Acaba Ahmet bir yerden telefonu mu dinledi diye düşünüyor. Üç beş saniyelik tereddütten sonra iş ortaya çıkıyor. Telefonda Mehmet Gündüz olduğunu söyleyen kişi Ahmet Gülüm'müş.
Bu arada senaryonun ilk beş dakikasında benim de tuzağa düştüğümü, ancak Kurtaran'ın göz kırpmasıyla olayı bilenlerin arasına katıldığımı itiraf etmem gerekiyor.