SAKATLIKLARIM

Elim bir su toplamadan sonra iltihaplandı. Operasyonla dren takıldı. Altınyurt'ta oynuyordum. Elim tam iyileşmeden maçlara başlamak zorunda kaldım.

Milli takım çalışmaları sırasında bir akşam kulüp takımıyla da antremana çıktım. Antreman sırasında ağır bir ayak bileği burkulması oldu. Doktora göre ayağımın alçıya alınması gerekiyordu. Ancak milli takımın oyun düzeni benim üzerime kuruluydu. Oynamam gerekiyordu. Beş gün sonra maça çıktım. Maçlarda bir problem yaşamadım ancak ayağımın iyileşmesi daha uzun sürdü.

Genel Sigorta Altınyurt - Muhafızgücü maçının beşinci setinde son sayılarda ayak bileğim burkuldu. Önde olduğumuz bu seti tamamladım. Maçı kazandık. İyileşmem de uzun sürmedi.

Sönmez Filament'te oynarken en önemli maçımız olan Eczacıbaşı maçının dördüncü setinde sağ bacak baldır lifim koptu. Maçı yedek pasör İhsan'ın güzel oyunu ile 3-1 kazandık. Bir hafta dinlenme yapmak zorunda kaldım. İki maç oynayamadım. On gün sonra bandajla oynamaya başladım.

Eczacıbaşı takımında Arçelik'le oynarken tek elle uzandığım bir topta karşı oyuncunun vurduğu smaçla sağ baş parmağım kırıldı. Her maç öncesi atelle sabitleştirme yapıldı. Sağ elimi sadece pas atarken kullanarak serviste ve blokta sol elle oynamak zorunda kaldım.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi takımında lig sonuna doğru apandisit ameliyatı olmak zorunda kaldım. On iki gün sonra play-off maçlarında oynadım.

Burada pasör olmak isteyen gençlere söylemek istediğim birkaç söz var: Pasörlük daima fedakârlık gerektiren bir iştir. Takımda sizin yerinizi alabilecek ikinci bir pasör olmayabilir, ya çok gençtir, ya deneyimsizdir. Bu yüzden pasör hastalanamaz, sakatlanamaz, sakatlanırsa da hemen iyileşmek ve oynamak zorundadır. Yaşamındaki sorunlarını oyuna yansıtamaz, hiçbir zaman morali bozuk olamaz. Pasör olmak çetin bir iştir.