2 NUMARALI FORMA

Yıldız takımına ilk çıktığımız yıl kimin kaç numara forma giyeceği sorun olmuştu. O günlerin en gözde oyuncusu, hayranlık duyulan bir ağabeyin ya da voleybolla ilgisi olmayan örneğin, ünlü bir futbolcunun numarası. Bayağı çekişmeler yaşanır ama sonunda herkes numarasına alışırdı.
Bizim de Altınyurt A takımında hayranlıkla izlediğimiz pasör Selim Ağabey 3 numara giyerdi. O zamanki en iyi arkadaşım Ünsal, 3 numarayı benden önce almıştı. 4 numaralı beğeniyle izlediğim pasör ağabeylerim de vardı. Ancak benim kalbim 2 ile 3 numara arasında gidip geliyordu.
Bir gün babam, "Sen iki numara giy. Pasörler 2 numara giyer," dedi. İlk zamanlar Ünsal ile aramızdaki çekişmeyi sezmiş, benim de gönlümü alabilmek için böyle bir söz söyledi diye düşünmüştüm. Ancak daha sonra gördüm ki dünyada pek çok ünlü pasör 2 numara giymekteydi. Bu belki de bir etkileşimdi. Babamda, bu pasörleri takip eden, yeni yetişmekte olan bir antrenör olarak benim de 2 numara giymemi istemiş olabilirdi.
Daha sonra yaşamım boyunca gerek kulüplerde ve gerekse milli takımlarda hep 2 numaralı formayı giydim. Milli takıma seçildiğim yıllarda 2 numarayı yıllarca giymiş olan Oktay Ağabeyin milli takımdan ayrılması ve kulüp takımlarında da smaçörlerin çoğunlukla 2 numara giymemeleri bu özlemimin gerçekleşmesinde bana yardımcı oldu.
Bugün yeni yetişen genç pasörlerin 2 numara giydiklerini görmek hoşuma gidiyor. Belki de bir gelenek oluşup bu döngü böyle sürüp gider.