Voleybol Hayatı

YILDIZ VE GENÇ TAKIM YILLARI
1969'da bir firmanın sponsorluğunda mini basketbol kampanyası bizim kulübümüzde de uygulandı. Mini basketbol potaları getirildi, takımlar oluşturuldu. Bu seçmelere ben ve mahalle arkadaşlarım da yazıldık. Kayıt esnasında doğum tarihim sorulduğunda bilemeyip, yaşlı gözlerle koşarak annemden doğum tarihimi öğrendiğimi unutamam. Disiplinli spor yaşantım böyle başladı. O yıllarda Altınyurt'un voleybol takımını babam Mehmet Bengü çalıştırmaktaydı. Kulüpteki insanlar bana takılırlardı, "Senin baban voleybol antrenörü sen niye voleybol oynamıyorsun?" diye. Bu soruya çocukluğumdaki en inatçı tavrım ile, "Hayır ben basketbolcu olacağım," diye karşılık veriyordum. Basketbol'da başarılı bir minikler takımı olarak çeşitli turnuvalara katılıyorduk. Her ne kadar basketbolcu olsak da o zamanlardaki en iyi arkadaşım yaşı yaşıma, boyu boyuma uygun olan Ünsal Çakmak ile abilerimizin voleybol antremanlarında saha kenarında top toplar ve aramızda pas yapardık. Voleybolcu değildik ama çok iyi karşılıklı smaç manşet oynuyorduk. 1972 yılında voleybol A takımında bir boşalma olmuş ve genç takım A takımına çıkarılmış ve dolayısıyla yıldız takımı da genç takım olmuştu. Yıldız takıma adam lazımdı ve maçları çok kısa bir süre sonra başlayacaktı. O zamanki basketbol minik takımındaki oyuncuları babam bir hafta süre ile çalıştırdı. Zaten mahallede her yer boş arsa idi ve biz her türlü sporu yapardık. Bu yüzden voleybola da çok çabuk uyum sağladık. Takımdan hatırladıklarım şunlar: Ünsal Çakmak, mahallenin iki uzun ve iri yapılı adamı Mehmet Çakmak ve halamın oğlu Mehmet Ali Yasavul, gene mahalleden ve aileden Can Çavuşoğlu, mahalleden olmamasına rağmen bizim ailenin bir çocuğu gibi hep aramızda olan Barhan Bayraktar ve şu anda hatırlayamadığım bir iki kişi daha. Bu takım bir haftalık bir antreman ile yıldızlar ligine katıldı. İlk maçımızı o zamanın en iyi ve Kadıköy yakasındaki tek salonu Kadıköy Halk Eğitim merkezinde yaptık. Mehmet Çakmak ve Mehmet Ali dışında hepimiz zayıf çelimsiz ve kısa boylu idik. Ancak güzel oynuyor ve maçları kazanıyorduk. İnsanlar filenin altından eğilmeden geçen, ufak tefek ama hırslı ve kavgacı bu takıma sempati duydular. Bizleri beğendiklerini ifade ederek heveslendirdiler. Artık voleybol kanımıza girmişti. Yıllar sonra bu takımdan dört kişi çeşitli milli takımlarda görev yaptı.
Yıldız takımındaki ilk senemizde İstanbul ikincisi olduk. Ancak kulübümüzün maddi sıkıntıları sebebi ile Türkiye şampiyonasına gidemedik. Bu başarı bizi voleybola devam ettirdi. Artık okul arkadaşları, çocukluk arkadaşları kandırılıp voleybolcu yapılıyordu. İhsan Ölmez, Kerim Tümay, Serdar Birol, Ertan Albayrak gibi arkadaşlarımızın da katılımı ile Altınyurt'un en başarılı yıldız ve genç takımı oluştu. Bu takım yıllar içinde bir kere İstanbul ve Türkiye şampiyonu ve bir kere de İstanbul ikincisi ve Türkiye ikincisi oldu. Bir Türkiye Gençler şampiyonasına da gene maddi imkånsızlıklar yüzünden gidemedik.
Eskiden yıldız ve gençler seviyesinde karma çalışmaları yapılırdı. İstanbul, Ankara, İzmir, Anadolu karması adı altında o zamanın ümit veren genç ve yıldız takım oyuncuları aralarında turnuvalar düzenlenirdi. Ben bir kez Yıldız Karma'ya, bir kezde Genç Karma'ya seçildim. Genç Karma'da benden büyüklerle birlikte oynadım. Görevim arkada üç pozisyon oyuna girip etkili servis atmak ve sonrasında üç pozisyon pasör kaçmaktı. Bu görevi o kadar ciddiye alarak yapıyordum ki, bazı kritik setleri attığım etkili servislerle kazandığımızı hatırlıyorum.