Açma Satan Çocuk;

60 yıllarının sonuna doğru Altunizade semtinde yaşayan İstanbul ailelerinin son temsilcilerinden spor aşığı bir koloni. Öylesine seviyorlar ki sporu önce kendileri için açık spor sahaları yapmaya başlıyorlar bahçelerine. Bu sahaları kısa zamanda tüm gençlere açık, topraktan asfalta, gündüzlerden geçe maç oynanan ışıklı sahalara dönüştürüyor sporcu aile kendi çabaları ile. Tuna Baltacıoğlu gibi idari, Mehmet Bengü gibi futbolla başlamış voleybola gönül vermiş teknik mimarları var projenin. Kim derdi ki bu mütevazi proje ileride herkesin gıpta ile takip edeceği bir spor kulubü haline gelecek.
Aynı yıllarda bizler rahmetli Dr. Hilmi Tüker'in özel gayretleri ile yine Kadıköy semtinde seçilen bir avuç gençtik. Adımız Fenerbahçe voleybol takımı oldu yıllar içinde. Birlikte geliştik bu koloniyle adeta, çok maçlar, çok turnuvalar oynadık karşılıklı. Çok güzel dostluklar kuruldu. Çok emek verdi insanlar sporcu yetiştirmek için Altunizade'de, amatör bir takımla devlere kafa tuttu Mehmet Bengü uzun yıllar Türkiye liginde.
Bir çocuk vardı başlangıcından itibaren bu semt takımının ilk turnuvalarının toprak sahalarda yapıldığı dönemlerde, açma satardı gelir olsun diye kulübüne, aç kalmasın voleybolcu ağabeyleri tüm gün süren turnuvalar boyunca diye. Hepimiz onu çok severdik. Ancak maç başlayınca unuturdu satışı gözünü toptan hiç ayırmazdı küçük Kenan. Öyle çok ve öyle dikkatle seyretti ki voleybolu, başlarken neredeyse herşeyi biliyordu voleybolla ilgili. Allahsa ondan hiçbir şey esirgememişti, voleybol adına olağanüstü yetenikliydi. Çok zor olmadı Mehmet Bengü için oğlunu sahalara sürmek. İyi sporculuğunun yanında İstanbul beyefendiliği vardı genetikten Kenan'da, dikkatle ve zevkle takip ettim meslektaşım pasör Kenan'ı. Uçarak geçti voleybolun aşamalarını. Önce Altınyurt sonra diğer kulüpler ve hemen Milli Takım. Herkes zevkle seyretti onu yurtiçinde ve yurtdışında ben daha başka bir zevk aldım herkesten. Hele bir taş da ben koyabilmişsem Sönmez Filament'te onun olağanüstü pasörlüğüne ne mutlu bana diyorum şimdi. Hep dost oldum onunla, karşılıklı top oynadım, rakip antrenör oldum, onunla çalıştım hiç kötü anım yok. Öğrendim ki voleybolu değil voleybolculuğu bırakıyormuş, bir şeyler karalamaya çalıştım. Açma satan çocuğa benim kelimelerim, cümlelerim onu anlatmaya tabii ki yetmez, ancak onu yazma yeteneği olan çok kişi daha uzun yıllar yazacaktır.
Şimdi ondan kendimde biraz da hak görerek çok önemli bir şey istiyorum; bir gün bile kaybetmeden teknik adamlığa soyulacaksın hemen hiç vakit kaybetmeden. Türk voleybolunun sana çok ama çok ihtiyacı var. Göreyim seni bizi pasörlükte nasıl geçtiysen teknik adamlıkta da koşarak geç, ben seni en kısa zamanda kaptanlığını yaptığın Milli Takım'ın başında görmek istiyorum. Bunun için gerekli her şey sende var. Haydi açma satan çocuk, sana güle güle değil, hoşgeldin diyorum.

DENİZ ESİNDUY