Son Virtüöz
Bir yıldız kayıyor;

Öğrenip, oynamaya başladığında modern voleybolu iyi uygulayan pür bir amatördü. O, her zaman kazanmak için değil, iyi oynamak ve oynatmak için sahaya çıktı. Babasından ve Kulübünden aldığı spor terbiyesi ve eğitimi iyi oynamaya göre programlanmıştı. Altınyurt Kulübü'nün ve Türkiye'nin yetiştirdiği son voleybol virtüözü ve daha da ötesi, bir voleybol sihirbazı idi. Bu zor dünyada tabii ki her zaman amatör olarak kalamazdı, kalmadı da. Profesyonel oldu ama, her Altınyurt'luya olduğu gibi profesyonellik ona da zor geldi, yapamadı. Amatör kalınamayacağını anlamıştı ve kötü bir profesyonel olarak devam etti. Amatörlükten ve özellikle babasından uzaklaştıkça hırçınlaştı, spor terbiyesini kaybetti. Sahalara amatör olarak doğdu, yaşadı ama, profesyonel olamadı. Plaj voleybolunun Türkiye'de başlamasıyla geriye pek az kalan spor disiplinini de kaybetti.
Her teknik adamın transfer etmek istediği fakat sonradan da pişman olduğu ender yıldız oyunculardandı. O pasörlerin duayeni idi. Çok bildiği içi tehlikeli oyuncuydu. Her şeyi o bilirdi ve bu ona zarar verdi. Yıldız ve Genç takımlarda iken, Ünsal ile birlikte çok uzun ve ağır oyunculara süratli voleybol oynatmak için harcadığı enerjiyi ve yaptığı fedakârlığı profesyonel hayatta yapmadı. Eğer yapsaydı çok şampiyonluklar yaşardı. Uzun spor hayatı boyunca maalesef hiç şampiyon olan bir takımı olamadı. Piskopat karakterli smaçörleri eğitmekten gerçek voleybolunu oynayamadı. Türkiye'ye, pozisyon feyki (bazı çok cin hakemler yüzünden fazla yapamadı), sıçrayarak pas atma (tabii ki file üzerinden, yoksa eski bir Galatasaraylı pasör gibi altı metreden sıçrayarak değil), modern plonjon (sadece el üzeri ile vurma), kombinasyonlu oyun ve çok iyi plase atma gibi modern voleybolun temel taşları olan hareket ve oyunları öğretti.
Gençliğinde çok iyi savunma yapardı, sonra profesyonellikte bu özelliğini unuttu. Hakemlere hep zor anlar yaşattı. Oynadığı maçlarda kim bilir kaç hakemin bacaklarını titretti. Artık hakemler de kurtuluyor, rahat maç idare ederler. Son yıllarda duruldu, olgunlaştı, yaşlanmadı, akıllandı. Ustalaştığı, efendileştiği sırada voleybolu bırakıyor olması çok yazık. 1960 doğumlu bir smaçörün hâlâ aslanlar gibi çıkıp oynadığı ligde, 1961 doğumlu Kenan'ın spor hayatına nokta koyması anlaşılır gibi değil.
Onunla ilgili hatıramda kalan, 1976-1979 yıllarında Altınyurt-Vinylex-Eczacıbaşı Yıldız ve Genç maçları, profesyonelliği sırasında yardımcım Cengiz Göllü ile yaptırdığımız sabah saat 10.00 antrenmanlarında Tamer ve Kenan'ın yüksek antrenman temposu.
Temiz amatör olarak doğdu, kötü profesyonel olarak yaşadı, tam kuralları öğrendi, iyi profesyonel oldu, o zaman da voleybolunu bitirdi. Çok yazık oldu ama, her pasöre söylendiği gibi: En iyi pasör ölü pasördür. Voleybola hakkını helal et Kenan.

BÜLENT MERİÇ